16 Haziran 2014 Pazartesi

zaman : Yorum bırak

Android cihazlar ev eşyalarını tanıyacak

Google, iOS'un gerisinde kalmamak için çok çalışıyor. İşte Android'e eklenecek son özellik!



Google, Apple'ın akıllı ev cihazları için benimsediği Contuniuity kavramına ve iBeacon servisine rakip bir hazırlık içinde. Google'ın planlarına göre Android yakınında bulunan akıllı cihazları otamatik olarak tanıyacak ve onlarla sorunsuzca iletişime geçebilecek. Bu konsepte göre, bir Android cihaz sahibi, bilgisayarına yaklaşınca bilgisayarı ile telefonu arasında otomatik olarak bağlantı kurulacak ve dosya alışverişi yapılabilecek. Bir kullanıcı, yakın çevresindeki arkadaşlarını görerek dilerse onlarla iletişim kurabilecek veya dosya alıp gönderebilecek.

Apple'ın iBeacon sisteminde ise, mağazalar veya farklı mekanlar, mekanlarına küçük Bluetooth cihazlar yerleştirerek bu cihazların menziline giren iOS cihazlarının sahiplerine mesajlar göndererek çeşitli fırsat ve kampanyaların lokal duyurusunu yapmak mümkün olacak.

Google'ın Android geliştirme planları, iBeacon sistemine rakip olabilecek servisleri de içeriyor. Nearby isimli Android servisi ile Google, Android sahiplerinin çok daha kolay alışveriş yapabilmesini ve yakın çevrelerinde satılan ürünlerin listesine kolayca ulaşabilmesini hedefliyor.

zaman : Yorum bırak

CES 2014: Intel, derinlik taramasıyla dikkat çeken RealSense 3D kamerasını tanıttı


This image has been resized.Click to view original image


Birçok yeni teknoloji ve cihazın görücüye çıktığı CES 2014 fuarı kapsamında sektörün önemli firmalarından Intel, 3D derinlik ve 2D kamera modülüne sahip RealSense 3D kamerasını tanıttı. Standart dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve hepsi bir arada sistemler içerisine konumlandırılabilecek kadar ufak olduğu belirtilen RealSense 3D kamera, tam renkli Full HD 1080 piksel çözünürlükte insan mimiklerini ve hareketlerini derinlikleriyle algılayarak elektronik cihazlar ile etkileşim noktasında üst düzey bir entegrasyon kurabiliyor. 3D System tarafından geliştirilen Sense yazılımıyla üç boyutlu derinliğe sahip taramalar da yapabilen kamera sistemi, belirtildiği kadarıyla ön ve arka plan algılaması da yapabiliyor. Bu yıl içerisinde Acer, ASUS, Dell, Fujitsu, HP, Lenovo ve NEC gibi firmaların Ultrabook, dizüstü bilgisayar ve hepsi bir arada bilgisayarları içerisinde karşımıza çıkacağı söylenen RealSense 3D kamera sistemi, ilginç olanaklar vaat ediyor.

zaman : Yorum bırak

Japonya'da Yeni Bir Robot Doğdu!

Japonya’nın en büyük ikinci telekominikasyon şirketi Softbank, 2015 Şubat’ında satışına başlanacak kişisel robot Pepper’ın duyurusunu gerçekleştirdi.

Japonya'da 5 Haziran günü, adeta bilim kurgu filmlerinden bir sahne teknoloji dünyasının tam anlamıyla karşısında belirdi. Japonya’nın en büyük ikinci telekominikasyon şirketi Softbank, 2015 Şubat’ında satışına başlanacak kişisel robot Pepper’ın duyurusunu yaparken robotun belli başlı özelliklerini de paylaştı.

Pepper, öncelikle konuşabilen ve konuşmaları anlayan bir robot özelliğine sahip. Robot, çevresinde olan bitenleri bulut tabanlı ve oldukça yenilikçi bir yazılım sayesinde algılıyor. Üstelik sahip olduğu yakınlık sensörleri ve mikrofon sayesinde de insanlarla etkileşim kuruyor; konuşup onların soru ya da yanıtlarına göre davranış şekli belirliyor.

4500 adet Japonca kelimeyi anlayabilen robot, kelimelerin söyleniş biçimine göre de sahibinin ruh hali hakkında analiz yapabiliyor.

10.1 inçlik ekrana sahip

Sevimli bir görüntüye sahip olan robotun kolları ve bacakları bulunurken, ön kısmında 10.1 inç boyutunda bir de ekranı yer alıyor. Bu ekranın uygulama geliştiricilerin de desteği ile birlikte Pepper'ın çok daha renkli bir şekilde kullanımına olanak tanıması hedefleniyor.

Pili 12 saat gidecek

Pille çalışan robotun şarjı 12 saat gidiyor. Bu ilginç robot için uygulama geliştiricilere destek verileceği ve teknolojinin durmaksızın geliştirilmesinin hedeflendiği açıklanırken; Softbank’ın mağazalarındasatılacağı açıklanan robotların 2000 dolar fiyat etiketi ile Japon tüketicilerin karşısına çıkacağı belirtildi. Pepper'ın İngilizce ve diğer dillerde sürümlerinin ne zaman hazırlanacağı ise henüz belirsizliğini koruyor.

23 Nisan 2014 Çarşamba

zaman : Yorum bırak

Yabancı Menüleri Çevirebilen Gözlükler

NTT Docomo tarafından geliştirilen bu cihaz, farklı dillere sahip izleyiciler için özel menüler oluşturabilecek, ayrıca yabancı turistler içinde rehberlik edebilecek. Artırılmış Gerçeklik Gözlükleri karakter tanıma teknolojisi ile yurt dışına seyahat edenler için otel, restoran menüleri ve diğerleri ve benzeri konularda kullanıcılar için anlık dil çeviri sağlamakta. Yüz tanıma sistemi sayesinde kayıtlı olan ve/veya belirlenen kişilerin ve bilgilerinin tanımlanması yapılabilecek.


Japonya'da düzenlenen Teknolojik Aygıtlar Fuarında tanıtılan teknoloji harikası gözlükler  2020 Tokyo Olimpiyatları izleyicileri için hazır hale gelecek.






    Teknoloji harikası gözlüklerden bir görüntü
zaman : Yorum bırak

Nokia‘dan katlanabilir telefon hamlesi


Finlandiyalı telefon üreticisi Nokia, patentini almaya çalıştığı katlanabilir pil modeliyle akıllı telefonların fonksiyon ve kullanımını kolaylaştırmayı hedefliyor.

Esnek ve kavisli ekranların moda olduğu bu günlerde Nokia, "çok fonksiyonlu taşınabilir elektronik cihazlar" ile kullanmayı planladığı katlanabilir bir pil üretmek için patent başvurusunda bulundu.
Teknoloji alanında çığır açabilecek bu girişim, Nokia tarafından Swiss Roll olarak adlandırılıyor. Katlanabilir akıllı telefonlar üretmeyi mümkün hale getirebilecek bu patent ile telefonların boyutları yarı yarıya küçültülebilir ve taşınması daha kolay bir hale getirilebilir.

16 Haziran 2014 Pazartesi

zaman : Yorum bırak

Yapay zeka, insan olduğuna ikna etti!

Bu bilgisayar, tarih boyunca hiçbir bilgisayarın yapamadığını yaptı ve tarihe geçti!

This image has been resized.Click to view original image


Londra'daki Royal Society'de gerçekleştirilen testler, bir bilgisayarın, bir insanı gerçek bir insan olduğuna ikna etmesiyle sonuçlandı. Tarihe bir ilk olarak geçen olay, aynı zamanda ünlü Turing Test'i geçen ilk bilgisayar yazılımının da geliştirilmiş olduğu anlamını taşıyor.

1950'de ilk bilgisayar programcılarından Alan Turing'in ortaya çıkardığı testin geçebilmesi için insan operatörün, iletişim kurduğu bilgisayarı insan sanması, bilgisayarın insanlarla eşdeğer bir düşünme kapasitesine sahip olması ve aynı görevleri tamamlarken bilgisayarla insanın yaptığının ayırt edilememesi gerekiyor. 1950'de ortaya çıkan konsept, bugün hemen hemen bütünlüğünü koruyor. Metin tabanlı bir konuşma sırasında bilgisayarın kullanıcıyı canlı olduğuna ikna etmesi gerekiyor. Karar verecek olan kullanıcıların yüzde 30'unun bir insanla konuştuğunu söylemesi, makinenin sınavı geçmesi demek oluyor.

Bugün ise Eugene Goostman adındaki program, yüzde 33 başarı yakalayarak Turing Test'i geçen ilk bilgisayar olarak ismini tarihe yazdırdı. Test, daha önce sadece bilgisayar oyunlarındaki botlar tarafından başarıyla tamamlanmıştı.

ABD'de yaşayan Rusya vatandaşı Vladimir Veselov'un ve Rusya'da yaşayan Ukraynalı Eugene Demchenko'nun geliştirdiği program, 13 yaşındaki bir okul öğrencisini taklit ediyor ve web sitesinde sizinle konuşabiliyor.

Yapay zeka, henüz bizi bir kenara itip dünyayı ele geçirecek seviyeye ulaşmamış olabilir. Ancak bir bilgisayarın, etten, kemikten yapılmış bir insanı, sohbet ortamında da olsa, ayırt edilemeyecek biçimde taklit etmiş olması, yapay zeka dünyasını sallayacak bir gelişme.

22 Nisan 2014 Salı

zaman : Yorum bırak

Samsung'u "çökerten" yangın!

Samsung'un merkezinde çıkan büyük yangından sonra, dev şirket adeta "çöktü!"

Samsung, mobil, tv, yangın, servis

Samsung'un Kore'deki merkezinde mobil ve Smart TVdepartmanının bulunduğu binada çıkan yangın hem panik yarattı hem de bazı Samsung servislerinin durmasına neden oldu.
Cumartesi ve pazar günü devam eden duraksama nedeniyle Samsung Mobil ve Smart TV kullanıcıları pek çok servise ulaşamadılar ancak ardından her şey normale döndü. Yangın nedeniyle Samsung'ın resmi web sitesi de bir süre yayın dışı kaldı. Yangından geriye sadece korkutucu birkaç fotoğraf ve merkez binada yeniden dekore edilmesi gereken birkaç kat kaldı.

26 Nisan 2014 Cumartesi

zaman : Yorum bırak

Şarj Edilebilir Pillerin Arkasındaki Bilim

Şarj edilebilir pil başka anlamda saklama pili olarak da bilinir ve bu pilin içinde iki veya daha fazla küçük hücre bulunur, bu da bu pillerin elektrik enerjisi uygulandığında tam kinetik ve elektriksel potansiyellerine ulaşmak için kendilerine şarj etmesini sağlar. Bilim diliyle, pilde serbest bırakılan elektromanyetik ve elektrokimyasal reaksiyon tamamen tersinebilirdir, bu yüzden bu pillerin bir tür akümülatör olduğunu söyleyebiliriz.
Bu hücreleri meydana getiren birçok ve çeşitli kimyasal var ve bunda kullanılan kimyasallar oldukça farklıdır ve kurşun, sülfürik asit, alkalin, nikel kadmiyum ve tabi ki lityuma 'bundan önce birçok şeyi yerine getiren ve bu ailenin en yeni üyesi- kadar değişebilir. Şarj edilebilir pillerin faydaları atmosfere çevresel fayda sağladığını düşündüğümüzde çok önemli ve sayıca fazladır. Şarj edilebilir piller sayesinde onlardan daha azı atılır ve ama onları atmak da biraz atılabilir bir fikir olmakta. Ayrıca, onları doğru şekilde ve çevreye hasarsız şekilde toplamanın ekonomik faydaları da vardır fakat onları bu şekilde elden çıkarmanın bedeli biraz yüksek olabilir, bu ikisi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır ve şirketler bazen bunları elden çıkarmanın daha ucuz ve tehlikeli yollarını seçmektedirler.

Bu pillerden bazılarının 3 bin şarja kadar yaşam süreleri vardır ve bireysel bir kullanıcının elektronik aygıtlarında kullanmak üzere alkalin veya tek başına pil hücreleri satın almaktansa bunları alarak ne kadar tasarruf sağlayacağını görebilirsiniz. Bu pillerin uygulamaları çok fazladır ve bunların içinde otomobil marşları, tüketici aygıtları, büyük piller tarafından enerji verilen bazı hafif araçlar, cep telefonları, müzik çalarlar ve dijital kameralar vardır. Bunlar şarj edilebilir pillerle birlikte kullanılan ürünlerden bazıları. Şebeke enerji saklaması, bazı uygulamalardaki yeni bir teknoloji ve bu da yük seviyelendirmesi için şarj edilebilir piller kullanır, bu teknolojide günün elektrik enerjisinin bir kısmı voltajın düşük geleceği periyotlar için depolanır ve enerji taleplerinin, şarj edilebilir enerji kullanımları gibi güneş tepedeyken enerjinin depolanması da buna benzer, arttığı zamanlar için saklanır.

Pillerin enerji talebinin düşük olduğu dönemlerde depolayıp elektrik ihtiyacının fazla olduğu dönemde şebekeye vererek pahalı güç santralleri kurmayı elimine eder ve jeneratörlerin değerini daha fazla ve uzatılmış operasyon saatlerine yükseltir. Bunlar şarj edilebilir pillerin teknik boyutlarından ve kullanım alanlarından bazıları ve gördüğünüz gibi normal uygulamaların alanına rahatlıkla ulaşıp endüstriyel ve bilimsel alanlara girmişlerdir.

16 Haziran 2014 Pazartesi

zaman : Yorum bırak

Google Glass Türkiye’de !





Google‘ın uzun süredir beklenen yeni ürünü “akıllı gözlük” Google Glass, Amerika’da piyasaya çıkışından çok kısa bir süre sonra Sahibinden.com e-ticaret sitesinde satışa sunuldu.

Sahibinden.com‘dan yapılan açıklamaya göre, sınırlı sayıda üretilen ürünün satış fiyatı 4 bin 400 lira ile 4 bin 900 lira arasında değişiyor.Fotoğraf çekme, film izleme ve müzik dinleme gibi özellikleri bulunan Google Glass‘ta harita üzerinden navigasyon programı da kullanılabiliyor.Giyilebilir teknolojilerin öne çıktığı son dönemde akıllı gözlüğün Türkiye’de de yoğun ilgi görmesi bekleniyor.

Öte yandan Google Glass, sahip olduğu özelliklerle teknolojiseverleri şaşırtmaya devam ediyor.Amerikalı teknoloji devinden alınan bilgilere göre Google Glass’a SMS (Kısa mesaj) atma yeteneğini de eklendi.

Özellik, sesle kontrol edilebiliyor. Google Glass’a sesli mesaj komutu verip, yollamak istediğiniz kısa mesajı söylüyorsunuz.Akıllı gözlük, sesi metine çevirerek dilediğiniz kişiye iletimi sağlıyor.Ayrıca, size gelen kısa mesajlarda, Google Glass tarafından okunarak tarafınıza iletiliyor.

23 Nisan 2014 Çarşamba

zaman : Yorum bırak

Kaybolan çocuklara SIM takibi



SIM kart üzerinden kişinin bulunduğu yerin koordinatlarını verebilen yerli bir yazılım geliştirildi
Son günlerde artan çocuk kayıpları, dikkatleri bu konuda alınacak tedbirlere çevirdi. Hacettepe Teknokent'teki mühendisler, SIM kart üzerinden kişinin bulunduğu yerin koordinatlarını 10 santimetre sapma ile verebilen yerli bir yazılım geliştirdi. Saat, kolye ya da anahtarlık şeklinde tasarlanan "kişi takip sistemi", "bas-konuş'" özelliğiyle ailenin çocuğuyla sürekli iletişim kurabilmesini de sağlıyor. Dünyanın başka bir yerinde de olsa kayıp kişiyi bulan sistem, çocuklar, yaşlılar ve hastalar için çeşitli şekillerde tasarlanabiliyor. ARGUS Savunma Yöneticisi İbrahim Sezgin, sistemle ilgili şu bilgileri verdi: "Basit bir SIM kart, bu saatin içine takılınca sistem çalışmaya başlıyor. Veliler, çağrı merkezimizi arayarak çocuğunun bulunduğu yerin koordinatlarını bizden alabiliyor." 

16 Haziran 2014 Pazartesi

zaman : Yorum bırak

Samsung'dan Katlanabilir Tablet




Tabletler ve telefonların en önemli farkları olan boyutlandırma konusunu sonsuza kadar çözebilecek olan Samsung'un katlanabilir tabletinden ilk duyumlar geldi.

Samsung'un akıllı cihazların form faktörleriyle oynama hevesi çok da yeni sayılmaz. Geçtiğimiz dönemde tanıttığı Galaxy Round esnek ekranlı telefon beklediği etkiyi göstermeyen Koreli üretici, bu sefer çok daha etkili bir yol seçmiş: katlanabilir tablet. Duam adlı Kore yayınından gelen bilgiye göre, Samsung önümüzdeki yıl ilk katlanabilir tableti piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Üç panelli tablet

Kaynaklara göre Samsung'un daha önceki patentleri, üç ayrı panele sahip bir tablet tasarımı beklememiz gerektiğini gösteriyor. Bu paneller birbiri üzerinde katlanabiliyor ya da dışa doğru açılarak tam boyutlu bir tablet haline gelebiliyor. Tam açıldığında boyutlarının 8 ila 9 inçlik bir tablete eşdeğer olacağı belirtilen cihazın diğer detayları için biraz daha beklememiz gerekecek.

25 Nisan 2014 Cuma

zaman : Yorum bırak

Kızılötesi Uzaktan Dinleme sistemi V2

Lazer teknolojisi ile çalışan V2’nin satış fiyatı 265 bin dolar. Başta ABD istihbaratı olmak üzere bir çok istihbarat servisince kullanılıyor. 500 metre menzili V2 ilk bakışta uzun objektifli fotoğraf makinesini andırıyor. Lazer ışınını dinlenmek istenen binanın penceresine yansıtıyor. Işın, içerideki konuşmanın yaydığı ses dalgalarının camda yaptığı titreşimleri algılayarak ikinci bir ışınla geriye gönderiyor. Cihaz, lazerle geri gelen ses dalgalarını deşifre ederek ses sinyallerine çeviriyor. Anında kaydediyor. Ses kayıt kalitesi mükemmel. Ancak kullanımı karışık olduğundan operasyon öncesi, cihazla birkaç gün pratik yapılması gerekiyor. 

12 Nisan 2014 Cumartesi

zaman : Yorum bırak

Imma Be CRYPTER v1 [REUD 23.02.2014]- [4/34 01.03.2014]

Imma Be CRYPTER v1 [REUD 23.02.2014]- [4/34 01.03.2014]



+ Yazılım Adı : Imma Be CRYPTER
+ Yazılım Sürümü : v1.0
+ Yazılım Üreticisi (Coder) : localhost/eksikeksik

+ Tarama Sonuçları :
File Name: Stub.exe
File Size: 29.5 KB
Scan Date: 2014-02-22
Scan Result: 2/34 

MD5: 247288f60abecfe1eb2d2126c2b0690d
Verified By NoDistribute: Virus Scan Result

AVG Free: Clean
ArcaVir: Clean
Avast: Clean
AntiVir (Avira):TR/Dropper.MSIL.Gen
BitDefender: Clean
VirusBuster Internet Security: Clean
Clam Antivirus: Clean
COMODO Internet Security: Clean
Dr.Web: Clean
eTrust-Vet: Clean
F-PROT Antivirus: Clean
F-Secure Internet Security: Clean
G Data: Clean
IKARUS Security:Trojan.Msil
Kaspersky Antivirus: Clean
McAfee: Clean
MS Security Essentials: Clean
ESET NOD32: Clean
Norman: Clean
Norton Antivirus: Clean
Panda Security: Clean
A-Squared: Clean
Quick Heal Antivirus: Clean
Solo Antivirus: Clean
Sophos: Clean
Trend Micro Internet Security: Clean
VBA32 Antivirus: Clean
Zoner AntiVirus: Clean
Ad-Aware: Clean
BullGuard: Clean
Immunet Antivirus: Clean
K7 Ultimate: Clean
Panda CommandLine: Clean
VIPRE: Clean

+ Ekran Görüntüsü :





+ İndirme Linki :Dosya.tc - cretsiz, Hzl ve Kolay Dosya Paylam 

Dosya.tc - cretsiz, Hzl ve Kolay Dosya Paylam
 
 
 

Kod:
MD5 : 4fa97cfa4be9539560780882e26cf78b


Kod:
MD5 Çözemeyenler için decrypt edilip DECRYPTER sitelerine yayılmıştır.
---> http://md5decryption.com/

16 Haziran 2014 Pazartesi

zaman : Yorum bırak

Wozniak’ın hack maceraları!



Steve Wozniak

Steve Wozniak, gençliğinde koca bir telefon şebekesine sızdığını ve fazlasını böyle itiraf etti!

Apple’ın kurucularından Steve Wozniak’ın, gençlik yıllarında bir hacker olduğu zaten biliniyordu. Ve şimdi efsane isim, o yıllarda bir telefon şebekesini nasıl hack’lediğini samini bir biçimde açıkladı.
Binlerce güvenlik uzmanının katıldığı bir konferansta konuşan Steve Wozniak, gençken ailesine şaka yapmak, arkadaşlarıyla eğlenmek için küçük hack numaraları yapmaktan keyif aldığını hatta üniversite yıllarında telefon şebekesini hack’lediğini anlattı.
Wozniak, okuduğu bir makalede, telefon santrallerinin farklı ses frekanslarına farklı tepkiler verdiğini öğrenmiş. Bunun üzerine ses frekansları ile telefon santrallerine sızma konusunu merak edip bu meseleyi araştırarak dönemin sesle iletişim kuran modemleri üzerinden telefon şebekesine sızmayı başarmış. Wozniak, bu sırada hiçbir bilgi çalmadığının ve telefon faturasını da silmediğinin de altını çiziyor. Yani hacker’lığı sadece teknik meseleleri öğrenmek, açıkları anlamak ve kendini geliştirmek için kullandığını, beyaz şapkalı hacker olduğunu, teknik bilgisi ile hiçbir kurumdan veri çalmadığını veya maddi menfaat sağlamadığını söylüyor.
Mühendislik ve yazılım alanında eğitim gören herkesin sistemlerin açıklarına karşı merak duyduğunu, gençlerin bilgisayarlar ile yapabildiklerini gördüklerinde kendilerini hayata karşı daha güçlü hissettiklerini anladığını söyleyen Wozniak, ancak etik hacker’lık dışında, açıkları kendi menfaatleri ve başkalarının zararı için kullanmanın eninde sonunda hacker’ları felakete sürükleyeceğini iddia ediyor.,
Wozniak ayrıca, Stanford Üniversitesi’nde gece bilgisayar laboratuvarının kilidini açıp içeri girerek fakültenin dosyalarına ulaştıklarını veya komşusunun TV sinyallerini karıştıran bir yöntem bulup onları bir süre çıldırttığını ama tüm bu oyunları çok fazla sürdürmeyip kısa sürede bıraktığını da vurgularken, bunları neden yaptığına sorusuna ise şöyle cevap verdi: “Gençtim ve tam bir ‘geek’tim, bir gün bir kız arkadaş bulacağıma da asla inanmıyordum. O yüzden böyle garip şeyler yapıyordum.”

zaman : Yorum bırak

Google “donanma” kuruyor!






Hayatını internet ile birleştirmiş kişiler için düşünmesi zor olsa da, dünyanın bazı bölgelerinde halen internet kullanımı mümkün değil veya en basit işlemleri yapamayacak kadar yavaş bir bağlantı söz konusu. Ancak Google bunu değiştirmeye kararlı. En azından bir milyar dolar yatırım yapacağı proje ile, 180 uyduluk bir “donanma” tasarlanarak uzaya gönderilecek. Bu uydular sayesinde de dünyanın internetsiz uzak köşeleri, yüksek hızlı internete kavuşmuş olacak.
Projenin başında O3b Networks adlı bir uydu şirketinin eski çalışanları olan iki mühendis bulunuyor. BBC Future’ın söylediğine göre, bu mühendisler ve eski firmaları, bu amaç doğrultusunda daha önce de çalışmalar yapmışlar.
O3B Networks, yakın zaman içerisinde 4 uyduyu Uzay’a fırlatmış durumda. Bu uydular, normal geosynchronus uydularına göre Dünya’ya dört kat daha yakın bir yörüngede geziyorlar ve her bir uydu 643 km’lik bir çember çevresinde dolaşıyor. Bu durumda geleneksel uydu bağlantılarına göre yaklaşık dört kat daha yüksek bir hız sunuyor. Pasifik’te yer alan Cook Adaları, ilk deneme müşterisi olmak için başvurmuş durumda ve Somali ile Peru’nun iç kısımlarının altı ay içerisinde bu projeye katılmaları bekleniyor. Firma ayrıca, şu anda geleneksel uydu bağlantısı kullanan gezi gemileri ve deniz platformlarına internet ulaştırmayı da planlıyor. Google’ın yeni uyduları ise O3b’ninkilere göre daha küçük ve daha hafif olacaklar.
Tabii ki bu, dünya üzerindeki genel internet kullanımını arttırmak amacı ile Google’ın ilk çalışması değil. Google, Loon projesi ile de balonları kullanarak internet ulaşım ağını genişletmeyi amaçlıyor. Ayrıca, güneş enerjili “drone”lar ile internet sağlamayı planlayan Titan Aerospace de yakın zamanda Google tarafından satın alınmış durumda., Google “donanma” kuruyor!

zaman : Yorum bırak

Raspberry Pi Nedir


Kredi Kartı boyutunda olup 25 USD fiyatla satılan bir bilgisayar olabilir mi?
Raspberry Pi Nedir?

Raspberry Pi, Raspberry Pi Foundation tarafından geliştirilen ve ilk sürümü Şubat 2012'de 25 USD fiyat ile satışa sunulan gerçek bir bilgisayar!

Raspberry Pi, yaklaşık olarak Kredi Kartı boyutunda bir cihaz ve klavye & mouse & monitör bağlayarak internette gezinme, video izleme ve müzik dinleme gibi işlemler yapılabiliyor.

This image has been resized.Click to view original image


Raspberry Pi'nin Donanım Özellikleri Nedir?

Raspberry Pi, alışıldık bilgisayarlardan farklı olarak ARM tabanlı bir işlemci (CPU) kullanıyor. ARM1176JZF-S adındaki bu işlemci 700MHz hıza sahip ve overclock işlemi ile 1GHz'e çıkartılabiliyor. İşin güzel yanı bu overclock işlemi cihazın garantisini bozmuyor. İlk çıkan modelinde (Model A) 256MB RAM bulunurken 15 Ekim 2012 itibariyle piyasaya çıkan yeni modelinde (Model B) ise 512MB RAM mevcut. Raspberry Pi üzerinde herhangi bir disk ve depolama alanı bulunmuyor. Bunun yerine SDCARD yuvası var ve işletim sistemi bu SDCARD üzerine kuruluyor.

Raspberry Pi'nin bağlantı noktaları:

2 Adet USB port
1 Adet 10/100 Mbit Ethernet
1 Adet HDMI çıkış
1 Adet Composite Video (RCA) çıkışı (HDMI girişi olmayan CRT Televizyonlar için)
1 Adet 3.5 mm Stereo ses çıkışı
1 Adet GPIO arayüz (Elektronik devre yönetimi vb. işler için)
1 Adet Micro USB port (Güç girişi)
Raspberry Pi normal bir bilgisayarın yerine geçebilir mi?

Bu soruya doğrudan Evet cevabını vermek zor. Raspberry Pi için şuan Windows desteği yok, Linux tabanlı Raspbian ya da ARM destekli Linux dağıtımlardan (Debian GNU/Linux, Fedora, Arch Linux ARM, RISC OS) birisini kullanmak durumundasınız.

Bu işletim sistemlerinden herhangi birisini kullandığınızda temel seviyede internette gezinme, oyun oynama (kurulumu kolay olmasa da Quake 3 bile oynanabiliyor) , yazılım geliştirme, fotoğraf görüntüleme ve düzenleme, video izlemek ve müzik dinlemek mümkün (Bunun için OMXplayer adında komut satırından çalışan bir program bulunuyor)

Raspberry Pi'de bulunan web tarayıcılarında Adobe Flash, HTML 5 ve Java desteği olmadığını özellikle belirtelim. Dolayısıyla Youtube vb. sitelerden video izlemek ya da Java desteği isteyen web tabanlı oyunları oynamak mümkün değil.

Not: Youtube ve benzeri video sitelerinden video izlemek için alternatif yöntemden aşağıda bahsediyoruz. Ayrıca Raspberry.org'da yakın bir süre sonra Java desteği olacağından bahsediliyor.


Raspbian Ekran Görüntüsü

This image has been resized.Click to view original image

zaman : Yorum bırak

Facebook ortam dinlemesi..


Hayatımızın vazgeçilmezleri olan akıllı telefonlarda kullandığımız Facebook uygulamasının ortam kaydı yapmasına tepkiler büyüyor.



Facebook’un mobil uygulaması artık telefonun mikrofonu üzerinden kullanıcının çevresindeki sesleri dinleyecek ve duyduğu seslere uygun paylaşım önerileri yapacak. Örneğin, kullancı MFÖ’nün "Yalnızlık Ömür Boyu" şarkısını dinliyorsa veya televizyonda Game of Thrones dizisini seyrediyorsa, kullanıcının Facebook sayfasında "şu anda MFÖ’den Yalnızlık Ömür Boyu şarkısını dinliyor," şeklinde bir uyarı belirecek. veya "şu anda Game of Thrones" dizisini izliyor gibi bir paylaşım yapılabilecek.

TÜM DÜNYADA TEPKİ TOPLADI

Ancak bu özellik dünyada büyük tepki topladı. Çünkü bu aynı zamanda Facebook’un telefonun mikrofonunu açarak 24 saat boyunca kullanıcının tüm hayatını dinlemesi ve hatta kayıt altına alması demekti.

BİLGİLER, REKLAM VERENLERE SATILIRSA

Tüm eleştiri ve itirazlara rağmen Facebook bu özelliğini artık hayat geçirdi. Facebook’un mobil uygulamasında güncellemeler başladı ve artık kullanıcılar, 24 saat onları dinleyen Facebook mobil uygulamasıyla tanıştılar. Bazı kullanıcılar, bu ses kayıtlarının Facebook sunucularında saklanacağını ve reklam verenlere satılacağını da savunuyorlar. Örneğin, kullanıcı otomobiller hakkında çok konuşuyorsa, kullanıcının karşısına sürekli otomobil reklamları çıkacak. Acıktığını söyleyen ve arkadaşları ile yemek üzerine sohbet eden kullanıcıların karşısına McDonalds reklamları çıkabilecek.

ROMAN GERÇEK Mİ OLUYOR?

Bakalım, bu yeni özellik dünya çapında bir devrim mi olacak yoksa George Orwell’in 1949 yılında kaleme aldığı, herkesin dinlenip kayıt altında tutulduğu 1984 isimli distopya romanı, 30 sene gecikmeyle gerçek mi olacak?

zaman : Yorum bırak

Geleceğin Bilgisayarı E-Ball





E-Ball'ın tasarımcısı Apostol Tnokovski, "E-Ball konseptinin ardında yatan temel düşünce şimdiye kadar üretilen en küçük bilgisayarı geliştirmekti. Küçük derken PDA'ladan bahsetmiyorum. Bahsettiğim şey klasik klavyesi, faresi, DVD yazıcısı, büyük ekranıyla üretilmiş en küçük masaüstü/dizüstü bilgisayar. E-Ball'ın tasarımı bir küre biçiminde şekillendi. Bu şekli seçtim çünkü bu şeklin doğada ki en mükemmel biçime sahip olduğunu ve ürüne güçlü bir etkileyicilik kazandırdığını düşünüyorum (ürünlerin çoğu küp biçimindedir)." diyerek E-Ball'ın endüstriyel tasarım alanında getirdiği yeniliklerin, sadece tasarımla sınırlı olmadığını, günlük kullanımda da pek çok yenilik getireceğini belirtti.

E-Ball konsepti şu donanım bileşenlerinden oluşuyor: Mikro işlemci (çift çekirdekli 2), Mini sabit disk Geleceğin Bilgisayarı E-Ball(250-500GB), 2GB bellek, Grafik kartı, Ses kartı, 2 X 50W hoparlör, HD DVD yazıcı, Kablosuz optik fare (küreye iliştirilmiş), Lazer klavye, LAN kartı, WLAN kartı, Modem, Web Kamerası, Yerleşik LCD projektör. Ek donanımlardan biri de önümüzde duvar olmaması halinde kullanabileceğimiz bir kağıt tutucu. Tabi ki hatırlatma notlarımızı tutması için değil, LCD projektörü yansıtabileceğimiz perde yerini tutacak bir kağıt koyabilmemiz amacıyla ürüne yerleştirilmiş. Tnokovski tanıtım toplantısında E-Ball konseptini çeşitli başlıklar altında anlattı:

Geleceğin Bilgisayarı E-BallTutku

E-Ball tasarımının arkasında yatan ana fikir; her ev için harika bir multimedya merkezi (sevdiğiniz şarkıları dinleme, büyük ekranında film izleme, internet üzerinde gezerek her türlü multimedya olanağından faydalanabilme vb.) ve her iş adamına iyi bir arkadaş (masa üzerinde fazla yer kaplamaması ve her yere taşınabilmesi, kurumsal sunumlar için kullanılmaya çok elverişli olması özellikleri ile) yaratabilmekti. E-Ball'u bu doğrultuda geliştirdik.

Kullanıcıların Kültürü & Yaşam Biçimi

Bu ürün iki hedef kitle için tasarlandı. İlk hedef kitle; müzik dinlerken, büyük ekranda film izlerken, internet üzerinde sohbet ederken, bilgisayar üzerinde oyun oynarken çok zevk alan gençlerden oluşuyor. İkinci hedef kitlede ise; sık sık seyahat eden, video sunumları yapan, gün içinde fazla zamanı olmayan, masalarında hep biraz daha boş yere ihtiyaç duyan iş adamları bulunuyor.

Tutulabileceği Pazarlar

E-Ball'ın tasarımı ve sunduğu imkanlar; orta sınıf teknoloji tüketicilerinin beğenilerine ve ihtiyaçlarına fazlasıyla hitap ederken, onlara işlevsellik bağlamında yepyeni olanaklar sunuyor . E-Ball'ın tutulabileceği pazarları; Amerika, Avrupa Birliği, Japonya vb. şeklinde sıralayabiliriz.

Boyut

Ürünün çapı 160mm.

Geleceğin Bilgisayarı E-BallTasarıma Genel Bakış

Tasarımımın ardında yatan temel düşünce şimdiye kadar üretilen en küçük bilgisayarı geliştirmekti. Tasarımda ki yeniliğin ürüne gelecekten gelmiş havasını kazandıran küre şeklinde yattığını söyleyebilirim. Küre'nin doğayla en uyumlu üç boyutlu madde biçimi olduğunu düşünüyorum.

Kullanıcı & İçerik

Daha öncede belirttiğim gibi bu ürünün hedeflediği iki temel kullanıcı kitlesi var. İlk grubu, bilgisayarlarını internette sörf yapmak, sohbet etmek, müzik dinlemek, film izlemek, ev ödevlerini yapmak, bilgisayar oyunları oynamak için kullanan gençlerden oluşuyor. İkinci grubu ise; bilgisayarlarını rapor hazırlamak, elektronik posta işlemlerini halletmek,internettesörf yapmak, video sunumları hazırlamak ve onları sunmak içinkullanan iş adamlarından oluşuyor.

Kullanım Senaryoları

E-Ball'ın kullanım senaryolarını hedef kitleler üzerinden kısaca değerlendirelim. Eğer gençlerden biri E-Ball'a sahip olursa, onu gittiği her yere taşıyacaktır, böylece dersler bittikten sonra okulun karşısında ki çimenlikte sevdiği şarkılarla arkadaşlarına küçük bir parti verebilir, temiz bir duvara yansıtacağı filmi sevdikleriyle istediği her yerde izleyebilir. Eğer bir işadamı E-Ball'a sahipse, ek bileşenler taşımadan video sunumlarını kolaylıkla gerçekleştirebilir, internete kolayca bağlanabilir ve bu küçük bilgisayarı kullanarak çalışma masasının üstünde evraklarını rahatça yayabileceği geniş boş alanlara kavuşur.

Geleceğin Bilgisayarı E-BallKullanıcı Arabirimi

E-Ball, Microsoft Windows işletim sistemleri için özel geliştirilmiş bir üründür. Grafik kullanıcı arabirimi, kullanıcı dostu ve kolay kullanımlıdır. Arabirimi oluşturtan simgeleri akılda kalıcı olmaları için özel olarak tasarladık. Kullanıcılar klasik işletim sistemlerinin aksine etkileyici simgelerle, arabirimin işlevlerini çok daha kısa sürede öğrenebilecekler. Hedef kitlemizi açıklarken belirttiğim E-Ball'ı her evin temel multimedya ihtiyacını karşılaması amacıyla geliştirdik. Bu bilgisayarı kullanarak müzik ve video dosyalarınızı pasif kullanım amaçlı özel bir klasöre koyabilirsiniz. Pasif kullanımın ne olduğunu sanırım merak ediyorsunuzdur. E-Ball kullanarak, cihazın işletim sistemini açmadan bu özel klasör vasıtasıyla, video ve müzik dosyalarınızı saniyeler içinde oynatabileceksiniz.

Estetik

Tasarımımın çok etkileyici olduğunu ve güçlü bir görünüme sahip olduğunu düşünüyorum. E-Ball'un, bu kategoride daha önce denenmemiş küre şeklinde tasarımı, siyah ve yeşil kontrast renklere sahip kasa rengi, küçük boyutları ve yerleşik projeksiyon cihazı gibi özellikleri ile kullanıcılardan büyük ilgi göreceğini düşünüyorum.

Geleceğin Bilgisayarı E-BallTeknik Özellikleri

E-Ball'u gelişmiş kılan pek çok teknik bileşen var. E-Ball'u pratik kullanımda da sıra dışı bir ürün haline getiren teknik özellikleri genel olarak baktığımızda; lazer klavyenin kasayla pratik birleşimi, odadaki ışığı ölçen sensörüyle kendini şartlara göre yapılandıran gelişmiş projeksiyon sistemi, kablosuz internet yetenekleri ve en önemlisi tüm bunları kompakt bir tasarımla tek bir küre kasada birleştirdiğini görüyoruz.

Ekoloji

E-Ball'u çok küçük plastik kaplamalar haricinde, alüminyumdan imal etmeyi planlıyoruz. E-Ball çevreye dost bir ürün olmalı.

Üretilebilirlik

E-Ball'un içinde kullanılan tüm parçalar (işlemci, grafik kartı, sabit sürücü vb.) dizüstü bilgisayarlarda kullanılanlara benzer yapıda olacak, sadece kasasının küre şekline uyumlu hale getirilmeleri gerekli. Mevcut teknoloji E-Ball'u üretmek için fazlasıyla yeterli. Geleceğin Bilgisayarı E-Ball

E-Ball'u diğer "geleceğin bilgisayarı" konseptleriyle karşılaştırdığımızda; oldukça özgün bir tasarıma sahip olduğunu ve yenilikçi bir işlevsellik vaat ettiğini söyleyebiliriz. Yerleşik projeksiyonuyla ekrana ihtiyaç duymaması, küçük boyutları ve etkileyici tasarımıyla başarılı olacağını düşündüğümüz bir fikir. Üretilmesi halinde iş adamları ve gençlerden oluşan kuyruklara mahal vermese de, teknoloji meraklılarından kendine has bir kitle yaratmasını bekliyoruz.

zaman : Yorum bırak

Yeni bir SIM teknolojisi geliyor!

Japon iletişim devi Docomo, yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyor. SIM kartlar için geliştirdiği yeni teknoloji ile giyilebilir teknolojilere yeşil ışık yakan Docomo'nun planı, şu an henüz prototip aşamasında. Ancak ürün son halini aldığında özellikle akıllı saatleri olan Samsung, Sony ve LG, bu teknolojiyle yakından ilgilenebilir.

This image has been resized.Click to view original image


Şu an bir kredi kartı şeklinde olan yeni SIM modülü, SIM kartını cep telefonuna fiziksel olarak takma gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Bluetooth üzerinden cep telefonu, tablet, saat ve diğer mobil cihazlarla eşleşebilecek olan modül, böylece istediğiniz platform üzerinden arama yapabilmenize ve hatta yine modülün içinde bulunan NFC'nin yeteneklerini kullanabilmenize fırsat verecek. Ancak ürünün son halini alması ve bizim tarafımıza kullanılabilir hale gelmesi şimdilik biraz zaman alacak gibi görünüyor.

26 Nisan 2014 Cumartesi

zaman : Yorum bırak

Dokunmalı Ekran Teknolojisi Nasıl Çalışır

Eğer ekranın parmağınızı ya da kalemi nasıl tanıdığını düşünmezseniz, dokunmalı ekran teknolojisi size gizemli gelebilir. Teknoloji ilerledikçe dokunmalı ekranlar da daha popülerleşiyor çünkü modern teknolojiye yeni olan insanlar için kullanıcı arayüzünü daha heyecanlı hale getiriyorlar.

Ekranlarda dokunuşunuzu anlayan üç temel sistem bulunmakta ve bu makale yazılırken infrared teknolojisi de dördüncü sistem olarak oyuna hazırlanmakta, bu sırada farklı ölçekteki sistemler için başka geliştirmeler de yapılmakta.

İlki direnç sistemi, cam paneli kaplamak için iletken ve dirençli metalik levhalar kullanılır. Ekran açıkken, iki katmandan da akan elektrik akımı, bu iki katmanı birbirinden uzak tutar. Ayrıca metalik katmanı kaplayan bir çizik koruma katmanı da vardır. Kullanıcı ekrana dokunduğunda, bu iki katman birbirine o noktada dokunmaya zorlanır. Kontak meydana geldiğinde o noktadaki elektrik alanında da değişiklik olur ve kontağın olduğu noktanın koordinatları, orasının neresi olduğunu hesaplayan bilgisayara gönderilir ve bunu, o noktadaki dokunuşun ne anlama geldiğine karar verecek olan işletim sistemine gönderir.

Kapasitif sistem ise cam panelin tam üzerinde elektrik şarjı tutan bir katmandan meydana gelir. Bir parmak ekrana dokunduğunda, şarjın bir kısmı parmağa geçer. Şarj miktarındaki azalma, ekranın köşelerine yerleştirilmiş olan devreler tarafından ölçülür. Ve dört köşedeki şarjdaki göreceli azalma, bilgisayarın parmağın dokunduğu yerin hesaplaması için kullanılır.

Yüzey akustik dalga sistemi ise cam levhanın kenarlarında bir çift güç çevirici bulundurur. Camın içine de bir güç çeviriciden diğerine gönderilen elektrik sinyalini yansıtmaları için yansıtıcılar yerleştirilir. Bir parmak ekrana dokunduğunda elektrik sinyali rahatsız edilmiş olur ve iki çeviriciyi kullanarak bilgisayar doğru kontak noktasını hesaplar.

Yüzey akustik sistemi metalik levha kullanmadığı için monitörden çıkan ışığın %100'ünün geçmesine izin verir, bu da daha net görüntü sağlar. Monitör ışığının %75'ini yayan dirençli sisteme ve %90'ını yayan kapasitif sisteme nazaran daha kaliteli görüntü verir.