19 Haziran 2014 Perşembe

zaman : Yorum bırak

Sosyal paylaşım sitesi Facebook çöktü.












Sosyal ağ devi Facebook'a sabah saatlerinde dünya genelinde erişim koptu.

Facebook'tan yapılan açıklamada, sorunu en kısa sürede gidermek için çalışmaların devam ettiği belirtildi.Popüler sosyal medya platformuFacebook TSİ 10.55 sularında çöktü.
Facebook'a giremeyen kullanıcılar ise Twitter'da birbiri ardına siteye giremediğine dair tweet atma yarışına girdi.
NEDEN ÇÖKTÜĞÜ BELLİ DEĞİL

Facebook'a girmeye çalışan kullanıcılar teknik bir sorun yaşandığını ve sorun üzerinde çalışıldığına dair bir uyarı mesajıyla karşılaşıyor.
Facebook'un henüz neden çöktüğü bilinmiyor.
İŞTE O MESAJ:


zaman : Yorum bırak

4 yıldır ilk kez Facebook uzun bir süre erişimden koptu

4 yıllık en büyük 'çöküş'!

Popüler sosyal medya platformu Facebook TSİ 10.55 sularında çöktü. Facebook'a giremeyen kullanıcılar ise Twitter'da birbiri ardına siteye giremediğine dair tweet atma yarışına girdi. Yarım saati aşkın bir süre devam eden erişim sorunu TSİ 11.25 itibariyle normale döndü. Erişim sorunun sona ermesiyle Facebook'tan da yazılı bir açıklama yapıldı.

Sosyal ağ devi Facebook'a sabah saatlerinde dünya genelinde erişim koptu. Facebook'a girmeye çalışan kullanıcılar teknik bir sorun yaşandığını ve sorun üzerinde çalışıldığına dair bir uyarı mesajıyla karşılaştı.
Facebook'un neden çöktüğü bilinmezken Twitter'dan kullanıcılar siteye giremediğine dair tweet'ler atmaya başladı.

İŞTE O HATA MESAJI


Yarım saat süren erişim sorunu haberi hazırladığımız TSİ 11.25 sularında ortadan kalkmış durumda ve erişim sağlanabiliyor.

4 YILDIR İLK KEZ BU DENLİ UZUN SÜRE ERİŞİMDEN KOPTU

Bloomberg TV'nin haberine göre Facebook son dört yıl içinde ilk kez 30 dakika gibi uzun bir süre erişim sorunu yaşadı.

FACEBOOK'TAN AÇIKLAMA GELDİ

Erişim sorunun düzelmesiyle birlikte Facebook'tan yazılı olarak şu şekilde bir açıklama yapıldı:

“Bu sabah saatlerinde bazı kullanıcılarımızın kısa bir süreliğine Facebook’ta paylaşım yapmasını engelleyen bir sorunla karşılaştık. Sorunu hızlıca çözdük ve şu anda yüzde 100 çalışır durumdayız. Yaşanan problemin yol açmış olabileceği sıkıntılardan dolayı özür dileriz”.

16 Haziran 2014 Pazartesi

zaman : Yorum bırak

Dell’den bıçkın laptop’lar!




Dell, en zorlu fiziksel koşullarda güçlü çözümlere ihtiyaç duyan kullanıcılar için Latitude 14 Rugged Extreme dizüstü bilgisayar ve Latitude 12 Rugged Extreme dönüşebilir dizüstü bilgisayar serisini duyurdu.
ABD Eski Deniz Subayı ve Dell Müşteri Çözümleri Grubu Ticari Bilgisayarlar Başkan Yardımcısı Kirk Schell, ürün grubu ile ilgili olarak, “Sıfırdan tasarlanan ve endüstride daha önce görülmemiş yeniliklere sahip olan Latitude 12 ve 14 Rugged Extreme modelleri, Dell’in dayanıklı ürünler dünyasındaki yenilenen ve genişleyen kararlılığının başlangıcını simgelemektedir. Rugged Extreme ürün grubu, rakip markaların ürünlerinde başka örneği bulunmayan ve Latitude adının söz verdiği gibi güvenilir, güvenli, yönetilebilir ve toplantı odasından inşaat alanına veya işiniz sizi nereye götürüyorsa, oraya kolayca taşınabilen bilgisayarlardan oluşuyor” diyor.
Zor koşullara özel
Dell Latitude Rugged Extreme modelleri; askeri alanlar, inşaat alanları ve kamu güvenliği bölgeleri gibi alanlardaki kullanıcıların karşılaştığı toz, nem, düşme, titreşim ve uç sıcaklıklar gibi zarar verici durumlara direnç gösterebilmeleri için özel olarak üretilmiş.
Latitude Rugged Extreme dizüstü bilgisayarları, üçüncü parti test merkezleri tarafından 183 cm’ye kadar değişen yüksekliklerden yere düşürülme de dahil olmak üzere, askeri standartlara uygunluk, emisyon ve tehlikeli madde sertifikasyonlarına uygunluk açısından bağımsız olarak test edildi.
Dell Latitude 12 ve 14 Rugged Extreme modelleri, darbe dirençli ultra polimer ve dayanıklı magnezyum alaşımı da dâhil olmak üzere, sağlam malzemelerle üretilmiş. Verilerin rüzgâr ve yağmur gibi dış etmenlere karşı sızdırmaz kapılarla ve sıkıştırma contalarıyla korunması sağlanırken, serinin dördüncü nesil QuadCool ısı yönetimi sistemiyle, yüksek sıcaklıklarda dahi performanstan ödün vermemesi sağlanmış.Latitude Rugged Extreme ürün grubu, aşağıdaki yenilikleri de içeriyor; o Arka ışığa daha az ihtiyaç duyarak parlama ve yansımayı azaltan, şiddetli güneş ışığı altında çalışabilmenizi sağlayan, açık havada rahatça okunabilen ekran.o Kalın eldivenle kullanımda dahi sezgisel hareketleri algılayabilen, dirençli, çoklu dokunmatik ekran.o Endüstrinin ilk dayanıklı çevrilen menteşeli dönüşebilen ekranı.o Tüm Dell Rugged Extreme portföyü için, şekil faktöründen bağımsız bir olarak birbiriyle uyumlu kenetlenme özelliği ve buna bağlı maliyet tasarrufu.o “Anında gizlilik” moduna sahip “RGB” arka ışıklı, kişiselleştirilebilen klavye.o 16 GB’a kadar bellek, 512 GB’a kadar katı hal sürücüsü seçenekleri.o Kapaklı Full HD web kamerası.o Alt bölümde flaşlı 8 MP kamera.o USB 3.0 özelliği, Latitude 14 Rugged Extreme modelinde iki adet seri / RJ-45 bağlantısı.Latitude 12 ve 14 Rugged Extreme dizüstü bilgisayarları, sırasıyla 8,5 ve 14 saatlik uzun pil ömürleriyle bütün bir vardiya boyunca kesintiye uğramadan her yerde verim alabilmenizi sağlıyor. Her iki modelde dördüncü nesil “Intel Core” işlemciler ve hızlı katı hal sürücüleri, Latitude 14′te ise ayrı ekran kartı seçenekleri yer alıyor. Her an bağlı kalabilmek için mobil genişbant ve GPS gibi bir dizi kablosuz bağlantı özelliği de seride yer alıyor.

Latitude Rugged Extreme ürün grubu, aşağıdaki yenilikleri de içeriyor;
o Arka ışığa daha az ihtiyaç duyarak parlama ve yansımayı azaltan, şiddetli güneş ışığı altında çalışabilmenizi sağlayan, açık havada rahatça okunabilen ekran.
o Kalın eldivenle kullanımda dahi sezgisel hareketleri algılayabilen, dirençli, çoklu dokunmatik ekran.
o Endüstrinin ilk dayanıklı çevrilen menteşeli dönüşebilen ekranı.
o Tüm Dell Rugged Extreme portföyü için, şekil faktöründen bağımsız bir olarak birbiriyle uyumlu kenetlenme özelliği ve buna bağlı maliyet tasarrufu.
o “Anında gizlilik” moduna sahip “RGB” arka ışıklı, kişiselleştirilebilen klavye.
o 16 GB’a kadar bellek, 512 GB’a kadar katı hal sürücüsü seçenekleri.
o Kapaklı Full HD web kamerası.
o Alt bölümde flaşlı 8 MP kamera.
o USB 3.0 özelliği, Latitude 14 Rugged Extreme modelinde iki adet seri / RJ-45 bağlantısı.
Latitude 12 ve 14 Rugged Extreme dizüstü bilgisayarları, sırasıyla 8,5 ve 14 saatlik uzun pil ömürleriyle bütün bir vardiya boyunca kesintiye uğramadan her yerde verim alabilmenizi sağlıyor. Her iki modelde dördüncü nesil “Intel Core” işlemciler ve hızlı katı hal sürücüleri, Latitude 14′te ise ayrı ekran kartı seçenekleri yer alıyor. Her an bağlı kalabilmek için mobil genişbant ve GPS gibi bir dizi kablosuz bağlantı özelliği de seride yer alıyor.

zaman : Yorum bırak

CES 2014: Intel, derinlik taramasıyla dikkat çeken RealSense 3D kamerasını tanıttı


This image has been resized.Click to view original image


Birçok yeni teknoloji ve cihazın görücüye çıktığı CES 2014 fuarı kapsamında sektörün önemli firmalarından Intel, 3D derinlik ve 2D kamera modülüne sahip RealSense 3D kamerasını tanıttı. Standart dizüstü bilgisayarlar, tabletler ve hepsi bir arada sistemler içerisine konumlandırılabilecek kadar ufak olduğu belirtilen RealSense 3D kamera, tam renkli Full HD 1080 piksel çözünürlükte insan mimiklerini ve hareketlerini derinlikleriyle algılayarak elektronik cihazlar ile etkileşim noktasında üst düzey bir entegrasyon kurabiliyor. 3D System tarafından geliştirilen Sense yazılımıyla üç boyutlu derinliğe sahip taramalar da yapabilen kamera sistemi, belirtildiği kadarıyla ön ve arka plan algılaması da yapabiliyor. Bu yıl içerisinde Acer, ASUS, Dell, Fujitsu, HP, Lenovo ve NEC gibi firmaların Ultrabook, dizüstü bilgisayar ve hepsi bir arada bilgisayarları içerisinde karşımıza çıkacağı söylenen RealSense 3D kamera sistemi, ilginç olanaklar vaat ediyor.

zaman : Yorum bırak

MSI'dan Oyuncular İçin Oyuncaklar!


Tayvan merkezli donanım üreticisi MSI, fuarda oyunculara yönelik yeni ürünlerini tanıttı. Bunların arasında hafif ve şık bir oyun bilgisayarı ve barebone sistem öne çıkıyordu.

Computex Taipei'de MSI standında gözümüze çarpan ürünler arasında oyuncuların ilgisini çekebilecek ürünler başı çekiyor. Bu aralar gittikçe popülerleşen ve bu konuda Nvidia'nın GeForce 800 serisinin de etkisi olduğunu düşündüğümüz mobil oyun sistemleri konusunda yeni ürünlerini piyasays süren MSI'da dikkatimizi çeken ürünleri listeledik

Nightblade Z97 Barebone
Minyatür oyun sistemleri kurmak isteyen kullanıcılara kendisine özel Intel Z97 yongalı ana kartıyla gelen Nightblade sistem hem iyi soğutma hem de taşınabilir bir sistem sunuyor.


GS60 Ghost
İnce ve 2 kg ağırlık sınırının altındaki yenilenmiş Ghost, 3k ekran çözünürlüğüne sahip ve üzerinde güçlü bir ekran kartı mevcut.


Radeon R9 270X mini-ITX
Yukarıdaki Nightblade gibi mini sistemler için uygun boyutlara indirilmiş olan 270X uygulaması da dikkat çekici. Taşınabilir kasaları kullanmak isteyenler için bu tür çözümlerin sayılarının artacağını öngörmek zor değil.


zaman : Yorum bırak

İlk casus uyduyu yapan kişi öldü!



Albert Wheelon

ABD’de ilk casus uydunun geliştirilmesinde kilit rol oynayan, Hughes Aircraft şirketinin eski başkanı Albert Wheelon öldü.
Kız kardeşi Marciya Wheelon, Los Angeles Times’a yaptığı açıklamada, Wheelon’ın, California’daki evinde 84 yaşında kanserden yaşamını yitirdiğini söyledi.
Wheelon’ın, ABD Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) bilim ve teknoloji bölümünün yöneticisiyken, 1960′ların başında foto-keşif uydusunun geliştirilmesine kılavuzluk yaptığı biliniyor.Kod adı Corona olan uydu, ABD’nin, nükleer silah yarışı sırasında Sovyetler Birliği’nin imkanlarını değerlendirmesine yardım etti.
1967 yılında Hughes Aircraft’a katılan Wheelon, 20 yıl boyunca şirketin uydu işinde baskın oyuncu olmasını sağladı.
General Motors’un 1988 yılında Hughes Aircraft’ı satın almasının ardından şirket başkanlığı görevinden alınan Albert Wheelon’ın adı, daha sonra 5 yıl süren federal yolsuzluk soruşturmasında geçmişti.

zaman : Yorum bırak

10 yaşında üniversiteye kaydoldu!





İsviçre’de “eğlence olsun diye” girdiği matematik sınavından en iyi notu alan 10 yaşındaki Maximilian Janisch, Zürih Üniversitesi’nde özel öğrenim görecek.
Üniversiteden yapılan açıklamada, bazı kitapların verileceği Janisch’in 2 haftada bir, bir profesörle görüşeceği belirtildi.
Babası emekli bir Alman profesör ve annesi ekonomi uzmanı olan Janisch’in, okulunda 3 sınıf atladığı ve şu an 13 yaşındakilerle aynı lisede öğrenim gördüğü açıklandı. Babasının her gün özel ders verdiği Janisch için Zürih Üniversitesi yönetiminden Michael Hengartner, “ilk kez üstün yetenekli liselilere yönelik programlarında bu kadar genç ve yetenekli bir öğrenciye sahip olduklarını” ifade etti.
Daha önce SonntagsZeitung gazetesine yaptığı açıklamada Janisch, fazla arkadaşı olmadığını belirterek, “Arşimet’ten konuşacak kimseyi bulamıyorum. Çoğu, Gauss’un (1855′te ölen Alman matematikçi Carl Friederich Gauss) kim olduğunu bile bilmiyor” demişti

zaman : Yorum bırak

Wozniak’ın hack maceraları!



Steve Wozniak

Steve Wozniak, gençliğinde koca bir telefon şebekesine sızdığını ve fazlasını böyle itiraf etti!

Apple’ın kurucularından Steve Wozniak’ın, gençlik yıllarında bir hacker olduğu zaten biliniyordu. Ve şimdi efsane isim, o yıllarda bir telefon şebekesini nasıl hack’lediğini samini bir biçimde açıkladı.
Binlerce güvenlik uzmanının katıldığı bir konferansta konuşan Steve Wozniak, gençken ailesine şaka yapmak, arkadaşlarıyla eğlenmek için küçük hack numaraları yapmaktan keyif aldığını hatta üniversite yıllarında telefon şebekesini hack’lediğini anlattı.
Wozniak, okuduğu bir makalede, telefon santrallerinin farklı ses frekanslarına farklı tepkiler verdiğini öğrenmiş. Bunun üzerine ses frekansları ile telefon santrallerine sızma konusunu merak edip bu meseleyi araştırarak dönemin sesle iletişim kuran modemleri üzerinden telefon şebekesine sızmayı başarmış. Wozniak, bu sırada hiçbir bilgi çalmadığının ve telefon faturasını da silmediğinin de altını çiziyor. Yani hacker’lığı sadece teknik meseleleri öğrenmek, açıkları anlamak ve kendini geliştirmek için kullandığını, beyaz şapkalı hacker olduğunu, teknik bilgisi ile hiçbir kurumdan veri çalmadığını veya maddi menfaat sağlamadığını söylüyor.
Mühendislik ve yazılım alanında eğitim gören herkesin sistemlerin açıklarına karşı merak duyduğunu, gençlerin bilgisayarlar ile yapabildiklerini gördüklerinde kendilerini hayata karşı daha güçlü hissettiklerini anladığını söyleyen Wozniak, ancak etik hacker’lık dışında, açıkları kendi menfaatleri ve başkalarının zararı için kullanmanın eninde sonunda hacker’ları felakete sürükleyeceğini iddia ediyor.,
Wozniak ayrıca, Stanford Üniversitesi’nde gece bilgisayar laboratuvarının kilidini açıp içeri girerek fakültenin dosyalarına ulaştıklarını veya komşusunun TV sinyallerini karıştıran bir yöntem bulup onları bir süre çıldırttığını ama tüm bu oyunları çok fazla sürdürmeyip kısa sürede bıraktığını da vurgularken, bunları neden yaptığına sorusuna ise şöyle cevap verdi: “Gençtim ve tam bir ‘geek’tim, bir gün bir kız arkadaş bulacağıma da asla inanmıyordum. O yüzden böyle garip şeyler yapıyordum.”

zaman : Yorum bırak

Google Glass Türkiye’de !





Google‘ın uzun süredir beklenen yeni ürünü “akıllı gözlük” Google Glass, Amerika’da piyasaya çıkışından çok kısa bir süre sonra Sahibinden.com e-ticaret sitesinde satışa sunuldu.

Sahibinden.com‘dan yapılan açıklamaya göre, sınırlı sayıda üretilen ürünün satış fiyatı 4 bin 400 lira ile 4 bin 900 lira arasında değişiyor.Fotoğraf çekme, film izleme ve müzik dinleme gibi özellikleri bulunan Google Glass‘ta harita üzerinden navigasyon programı da kullanılabiliyor.Giyilebilir teknolojilerin öne çıktığı son dönemde akıllı gözlüğün Türkiye’de de yoğun ilgi görmesi bekleniyor.

Öte yandan Google Glass, sahip olduğu özelliklerle teknolojiseverleri şaşırtmaya devam ediyor.Amerikalı teknoloji devinden alınan bilgilere göre Google Glass’a SMS (Kısa mesaj) atma yeteneğini de eklendi.

Özellik, sesle kontrol edilebiliyor. Google Glass’a sesli mesaj komutu verip, yollamak istediğiniz kısa mesajı söylüyorsunuz.Akıllı gözlük, sesi metine çevirerek dilediğiniz kişiye iletimi sağlıyor.Ayrıca, size gelen kısa mesajlarda, Google Glass tarafından okunarak tarafınıza iletiliyor.
zaman : Yorum bırak

İlk Kablosuz Akıllı Kulaklık: The Dash !



Dünyaca ünlü destek kampanyaları oluşturmaya yarayan Kickstarter sitesi aracılığı ile aranılan desteği bulan ve en ses getirecek ürünlerden biri olan The Dash, ilk kablosuz akıllı kulaklık olarak piyasaya çıkacak.Aklınızda sadece kablosuz bir kulaklık canlanmasın.Bu kulaklık bir çok işlemi kolaylıkla yerine getirebilecek özelliklere sahip.

Giyilebilir teknoloji üzerine son zamanlarda oldukça fazla haber yapıyoruz, bunun nedeni ise artık çoğu firmanın var gücünü bu alana yöneltmesi ve kullanıcılarında oldukça ilgi göstermesi.

Öncelikle tahmin edebileceğiniz üzere temel olarak bir kablosuz kulaklık olan The Dash, oldukça üst seviye bir ses kalitesine sahip (20-20000 Hz, 16 Ohm, toplam harmonik distorsiyon <% 2 1 KHz, 1 mW).Gürültü engellemesi yapabilmesi ile birlikte fazlasıyla kaliteli bir ses sunmakta.Dahili olarak 4 gb kapasitede hafızası bulunan The Dash, iOS ve Android gibi akıllı telefonlara kolaylıkla bağlanabiliyor.



Aklınıza sadece bir kablosuz kulaklığın gelmemesini söylemiştik.Bu konuyu açacak olursak; The Dash sadece bir kulaklık görevi görmüyor aynı zamanda çok yüksek kalitede performans sağlayan bir takip yeteneği mevcut.Nedir bu takip yeteneği? Diye soracak olursanız hemen açıklayalım.

The Dash’in sisteminde barındırdığı 3 eksenli ivme ölçer, kırmızı + IR LED optik sensörler, termometre ve telefonlar için GPS bağlantıları üzerinden önemli verileri ölçebiliyor.Örnek verecek olursak; spor esnasında spor yapan kişinin koştuğu mesafe, yakılan kalori miktarı, zamanı ve hızı, kalp atışlarını, vücut sıcaklığını, oksijen doygunluğu gibi birçok önemli veriyi ölçebilme kabiliyetine sahip.Gerçekten bir devrim niteliği taşıyan ürün saydığımız tüm bu işlemler için dahili bataryasından almış olduğu güç ile yerine getirmekte.Aralıksız 4 saat boyunca müzik dinleyebilir ve dilerseniz takip sistemi ile birlikte müzik dinleyerek 3 saat geçirebilirsiniz.

Bu muhteşem takip sisteminin yanında 1 metreye kadar su geçirmeme özelliği mevcut.Ayrıca aklınıza kablosu olmadığından ve küçük bir cihaz olduğundan çok kolay kaybolabileceği ve bu konu hakkında nasıl bir çözüm üretilebileceği hakkında sorular gelmiş olabilir.Hemen cevaplayalım; The Dash bu gibi kaybolma sorunlarını önlemek için cihazı bulmanıza yarayan özelliği mevcut.Buradan da anlayacağımız üzere, The Dash olası bütün her şeyi düşünmüş ve ona göre tasarlanmış durumda.

zaman : Yorum bırak

Google “donanma” kuruyor!






Hayatını internet ile birleştirmiş kişiler için düşünmesi zor olsa da, dünyanın bazı bölgelerinde halen internet kullanımı mümkün değil veya en basit işlemleri yapamayacak kadar yavaş bir bağlantı söz konusu. Ancak Google bunu değiştirmeye kararlı. En azından bir milyar dolar yatırım yapacağı proje ile, 180 uyduluk bir “donanma” tasarlanarak uzaya gönderilecek. Bu uydular sayesinde de dünyanın internetsiz uzak köşeleri, yüksek hızlı internete kavuşmuş olacak.
Projenin başında O3b Networks adlı bir uydu şirketinin eski çalışanları olan iki mühendis bulunuyor. BBC Future’ın söylediğine göre, bu mühendisler ve eski firmaları, bu amaç doğrultusunda daha önce de çalışmalar yapmışlar.
O3B Networks, yakın zaman içerisinde 4 uyduyu Uzay’a fırlatmış durumda. Bu uydular, normal geosynchronus uydularına göre Dünya’ya dört kat daha yakın bir yörüngede geziyorlar ve her bir uydu 643 km’lik bir çember çevresinde dolaşıyor. Bu durumda geleneksel uydu bağlantılarına göre yaklaşık dört kat daha yüksek bir hız sunuyor. Pasifik’te yer alan Cook Adaları, ilk deneme müşterisi olmak için başvurmuş durumda ve Somali ile Peru’nun iç kısımlarının altı ay içerisinde bu projeye katılmaları bekleniyor. Firma ayrıca, şu anda geleneksel uydu bağlantısı kullanan gezi gemileri ve deniz platformlarına internet ulaştırmayı da planlıyor. Google’ın yeni uyduları ise O3b’ninkilere göre daha küçük ve daha hafif olacaklar.
Tabii ki bu, dünya üzerindeki genel internet kullanımını arttırmak amacı ile Google’ın ilk çalışması değil. Google, Loon projesi ile de balonları kullanarak internet ulaşım ağını genişletmeyi amaçlıyor. Ayrıca, güneş enerjili “drone”lar ile internet sağlamayı planlayan Titan Aerospace de yakın zamanda Google tarafından satın alınmış durumda., Google “donanma” kuruyor!

zaman : Yorum bırak

Raspberry Pi Nedir


Kredi Kartı boyutunda olup 25 USD fiyatla satılan bir bilgisayar olabilir mi?
Raspberry Pi Nedir?

Raspberry Pi, Raspberry Pi Foundation tarafından geliştirilen ve ilk sürümü Şubat 2012'de 25 USD fiyat ile satışa sunulan gerçek bir bilgisayar!

Raspberry Pi, yaklaşık olarak Kredi Kartı boyutunda bir cihaz ve klavye & mouse & monitör bağlayarak internette gezinme, video izleme ve müzik dinleme gibi işlemler yapılabiliyor.

This image has been resized.Click to view original image


Raspberry Pi'nin Donanım Özellikleri Nedir?

Raspberry Pi, alışıldık bilgisayarlardan farklı olarak ARM tabanlı bir işlemci (CPU) kullanıyor. ARM1176JZF-S adındaki bu işlemci 700MHz hıza sahip ve overclock işlemi ile 1GHz'e çıkartılabiliyor. İşin güzel yanı bu overclock işlemi cihazın garantisini bozmuyor. İlk çıkan modelinde (Model A) 256MB RAM bulunurken 15 Ekim 2012 itibariyle piyasaya çıkan yeni modelinde (Model B) ise 512MB RAM mevcut. Raspberry Pi üzerinde herhangi bir disk ve depolama alanı bulunmuyor. Bunun yerine SDCARD yuvası var ve işletim sistemi bu SDCARD üzerine kuruluyor.

Raspberry Pi'nin bağlantı noktaları:

2 Adet USB port
1 Adet 10/100 Mbit Ethernet
1 Adet HDMI çıkış
1 Adet Composite Video (RCA) çıkışı (HDMI girişi olmayan CRT Televizyonlar için)
1 Adet 3.5 mm Stereo ses çıkışı
1 Adet GPIO arayüz (Elektronik devre yönetimi vb. işler için)
1 Adet Micro USB port (Güç girişi)
Raspberry Pi normal bir bilgisayarın yerine geçebilir mi?

Bu soruya doğrudan Evet cevabını vermek zor. Raspberry Pi için şuan Windows desteği yok, Linux tabanlı Raspbian ya da ARM destekli Linux dağıtımlardan (Debian GNU/Linux, Fedora, Arch Linux ARM, RISC OS) birisini kullanmak durumundasınız.

Bu işletim sistemlerinden herhangi birisini kullandığınızda temel seviyede internette gezinme, oyun oynama (kurulumu kolay olmasa da Quake 3 bile oynanabiliyor) , yazılım geliştirme, fotoğraf görüntüleme ve düzenleme, video izlemek ve müzik dinlemek mümkün (Bunun için OMXplayer adında komut satırından çalışan bir program bulunuyor)

Raspberry Pi'de bulunan web tarayıcılarında Adobe Flash, HTML 5 ve Java desteği olmadığını özellikle belirtelim. Dolayısıyla Youtube vb. sitelerden video izlemek ya da Java desteği isteyen web tabanlı oyunları oynamak mümkün değil.

Not: Youtube ve benzeri video sitelerinden video izlemek için alternatif yöntemden aşağıda bahsediyoruz. Ayrıca Raspberry.org'da yakın bir süre sonra Java desteği olacağından bahsediliyor.


Raspbian Ekran Görüntüsü

This image has been resized.Click to view original image

zaman : Yorum bırak

Geleceğin Bilgisayarı E-Ball





E-Ball'ın tasarımcısı Apostol Tnokovski, "E-Ball konseptinin ardında yatan temel düşünce şimdiye kadar üretilen en küçük bilgisayarı geliştirmekti. Küçük derken PDA'ladan bahsetmiyorum. Bahsettiğim şey klasik klavyesi, faresi, DVD yazıcısı, büyük ekranıyla üretilmiş en küçük masaüstü/dizüstü bilgisayar. E-Ball'ın tasarımı bir küre biçiminde şekillendi. Bu şekli seçtim çünkü bu şeklin doğada ki en mükemmel biçime sahip olduğunu ve ürüne güçlü bir etkileyicilik kazandırdığını düşünüyorum (ürünlerin çoğu küp biçimindedir)." diyerek E-Ball'ın endüstriyel tasarım alanında getirdiği yeniliklerin, sadece tasarımla sınırlı olmadığını, günlük kullanımda da pek çok yenilik getireceğini belirtti.

E-Ball konsepti şu donanım bileşenlerinden oluşuyor: Mikro işlemci (çift çekirdekli 2), Mini sabit disk Geleceğin Bilgisayarı E-Ball(250-500GB), 2GB bellek, Grafik kartı, Ses kartı, 2 X 50W hoparlör, HD DVD yazıcı, Kablosuz optik fare (küreye iliştirilmiş), Lazer klavye, LAN kartı, WLAN kartı, Modem, Web Kamerası, Yerleşik LCD projektör. Ek donanımlardan biri de önümüzde duvar olmaması halinde kullanabileceğimiz bir kağıt tutucu. Tabi ki hatırlatma notlarımızı tutması için değil, LCD projektörü yansıtabileceğimiz perde yerini tutacak bir kağıt koyabilmemiz amacıyla ürüne yerleştirilmiş. Tnokovski tanıtım toplantısında E-Ball konseptini çeşitli başlıklar altında anlattı:

Geleceğin Bilgisayarı E-BallTutku

E-Ball tasarımının arkasında yatan ana fikir; her ev için harika bir multimedya merkezi (sevdiğiniz şarkıları dinleme, büyük ekranında film izleme, internet üzerinde gezerek her türlü multimedya olanağından faydalanabilme vb.) ve her iş adamına iyi bir arkadaş (masa üzerinde fazla yer kaplamaması ve her yere taşınabilmesi, kurumsal sunumlar için kullanılmaya çok elverişli olması özellikleri ile) yaratabilmekti. E-Ball'u bu doğrultuda geliştirdik.

Kullanıcıların Kültürü & Yaşam Biçimi

Bu ürün iki hedef kitle için tasarlandı. İlk hedef kitle; müzik dinlerken, büyük ekranda film izlerken, internet üzerinde sohbet ederken, bilgisayar üzerinde oyun oynarken çok zevk alan gençlerden oluşuyor. İkinci hedef kitlede ise; sık sık seyahat eden, video sunumları yapan, gün içinde fazla zamanı olmayan, masalarında hep biraz daha boş yere ihtiyaç duyan iş adamları bulunuyor.

Tutulabileceği Pazarlar

E-Ball'ın tasarımı ve sunduğu imkanlar; orta sınıf teknoloji tüketicilerinin beğenilerine ve ihtiyaçlarına fazlasıyla hitap ederken, onlara işlevsellik bağlamında yepyeni olanaklar sunuyor . E-Ball'ın tutulabileceği pazarları; Amerika, Avrupa Birliği, Japonya vb. şeklinde sıralayabiliriz.

Boyut

Ürünün çapı 160mm.

Geleceğin Bilgisayarı E-BallTasarıma Genel Bakış

Tasarımımın ardında yatan temel düşünce şimdiye kadar üretilen en küçük bilgisayarı geliştirmekti. Tasarımda ki yeniliğin ürüne gelecekten gelmiş havasını kazandıran küre şeklinde yattığını söyleyebilirim. Küre'nin doğayla en uyumlu üç boyutlu madde biçimi olduğunu düşünüyorum.

Kullanıcı & İçerik

Daha öncede belirttiğim gibi bu ürünün hedeflediği iki temel kullanıcı kitlesi var. İlk grubu, bilgisayarlarını internette sörf yapmak, sohbet etmek, müzik dinlemek, film izlemek, ev ödevlerini yapmak, bilgisayar oyunları oynamak için kullanan gençlerden oluşuyor. İkinci grubu ise; bilgisayarlarını rapor hazırlamak, elektronik posta işlemlerini halletmek,internettesörf yapmak, video sunumları hazırlamak ve onları sunmak içinkullanan iş adamlarından oluşuyor.

Kullanım Senaryoları

E-Ball'ın kullanım senaryolarını hedef kitleler üzerinden kısaca değerlendirelim. Eğer gençlerden biri E-Ball'a sahip olursa, onu gittiği her yere taşıyacaktır, böylece dersler bittikten sonra okulun karşısında ki çimenlikte sevdiği şarkılarla arkadaşlarına küçük bir parti verebilir, temiz bir duvara yansıtacağı filmi sevdikleriyle istediği her yerde izleyebilir. Eğer bir işadamı E-Ball'a sahipse, ek bileşenler taşımadan video sunumlarını kolaylıkla gerçekleştirebilir, internete kolayca bağlanabilir ve bu küçük bilgisayarı kullanarak çalışma masasının üstünde evraklarını rahatça yayabileceği geniş boş alanlara kavuşur.

Geleceğin Bilgisayarı E-BallKullanıcı Arabirimi

E-Ball, Microsoft Windows işletim sistemleri için özel geliştirilmiş bir üründür. Grafik kullanıcı arabirimi, kullanıcı dostu ve kolay kullanımlıdır. Arabirimi oluşturtan simgeleri akılda kalıcı olmaları için özel olarak tasarladık. Kullanıcılar klasik işletim sistemlerinin aksine etkileyici simgelerle, arabirimin işlevlerini çok daha kısa sürede öğrenebilecekler. Hedef kitlemizi açıklarken belirttiğim E-Ball'ı her evin temel multimedya ihtiyacını karşılaması amacıyla geliştirdik. Bu bilgisayarı kullanarak müzik ve video dosyalarınızı pasif kullanım amaçlı özel bir klasöre koyabilirsiniz. Pasif kullanımın ne olduğunu sanırım merak ediyorsunuzdur. E-Ball kullanarak, cihazın işletim sistemini açmadan bu özel klasör vasıtasıyla, video ve müzik dosyalarınızı saniyeler içinde oynatabileceksiniz.

Estetik

Tasarımımın çok etkileyici olduğunu ve güçlü bir görünüme sahip olduğunu düşünüyorum. E-Ball'un, bu kategoride daha önce denenmemiş küre şeklinde tasarımı, siyah ve yeşil kontrast renklere sahip kasa rengi, küçük boyutları ve yerleşik projeksiyon cihazı gibi özellikleri ile kullanıcılardan büyük ilgi göreceğini düşünüyorum.

Geleceğin Bilgisayarı E-BallTeknik Özellikleri

E-Ball'u gelişmiş kılan pek çok teknik bileşen var. E-Ball'u pratik kullanımda da sıra dışı bir ürün haline getiren teknik özellikleri genel olarak baktığımızda; lazer klavyenin kasayla pratik birleşimi, odadaki ışığı ölçen sensörüyle kendini şartlara göre yapılandıran gelişmiş projeksiyon sistemi, kablosuz internet yetenekleri ve en önemlisi tüm bunları kompakt bir tasarımla tek bir küre kasada birleştirdiğini görüyoruz.

Ekoloji

E-Ball'u çok küçük plastik kaplamalar haricinde, alüminyumdan imal etmeyi planlıyoruz. E-Ball çevreye dost bir ürün olmalı.

Üretilebilirlik

E-Ball'un içinde kullanılan tüm parçalar (işlemci, grafik kartı, sabit sürücü vb.) dizüstü bilgisayarlarda kullanılanlara benzer yapıda olacak, sadece kasasının küre şekline uyumlu hale getirilmeleri gerekli. Mevcut teknoloji E-Ball'u üretmek için fazlasıyla yeterli. Geleceğin Bilgisayarı E-Ball

E-Ball'u diğer "geleceğin bilgisayarı" konseptleriyle karşılaştırdığımızda; oldukça özgün bir tasarıma sahip olduğunu ve yenilikçi bir işlevsellik vaat ettiğini söyleyebiliriz. Yerleşik projeksiyonuyla ekrana ihtiyaç duymaması, küçük boyutları ve etkileyici tasarımıyla başarılı olacağını düşündüğümüz bir fikir. Üretilmesi halinde iş adamları ve gençlerden oluşan kuyruklara mahal vermese de, teknoloji meraklılarından kendine has bir kitle yaratmasını bekliyoruz.

zaman : Yorum bırak

Japonya'da Yeni Bir Robot Doğdu!

Japonya’nın en büyük ikinci telekominikasyon şirketi Softbank, 2015 Şubat’ında satışına başlanacak kişisel robot Pepper’ın duyurusunu gerçekleştirdi.

Japonya'da 5 Haziran günü, adeta bilim kurgu filmlerinden bir sahne teknoloji dünyasının tam anlamıyla karşısında belirdi. Japonya’nın en büyük ikinci telekominikasyon şirketi Softbank, 2015 Şubat’ında satışına başlanacak kişisel robot Pepper’ın duyurusunu yaparken robotun belli başlı özelliklerini de paylaştı.

Pepper, öncelikle konuşabilen ve konuşmaları anlayan bir robot özelliğine sahip. Robot, çevresinde olan bitenleri bulut tabanlı ve oldukça yenilikçi bir yazılım sayesinde algılıyor. Üstelik sahip olduğu yakınlık sensörleri ve mikrofon sayesinde de insanlarla etkileşim kuruyor; konuşup onların soru ya da yanıtlarına göre davranış şekli belirliyor.

4500 adet Japonca kelimeyi anlayabilen robot, kelimelerin söyleniş biçimine göre de sahibinin ruh hali hakkında analiz yapabiliyor.

10.1 inçlik ekrana sahip

Sevimli bir görüntüye sahip olan robotun kolları ve bacakları bulunurken, ön kısmında 10.1 inç boyutunda bir de ekranı yer alıyor. Bu ekranın uygulama geliştiricilerin de desteği ile birlikte Pepper'ın çok daha renkli bir şekilde kullanımına olanak tanıması hedefleniyor.

Pili 12 saat gidecek

Pille çalışan robotun şarjı 12 saat gidiyor. Bu ilginç robot için uygulama geliştiricilere destek verileceği ve teknolojinin durmaksızın geliştirilmesinin hedeflendiği açıklanırken; Softbank’ın mağazalarındasatılacağı açıklanan robotların 2000 dolar fiyat etiketi ile Japon tüketicilerin karşısına çıkacağı belirtildi. Pepper'ın İngilizce ve diğer dillerde sürümlerinin ne zaman hazırlanacağı ise henüz belirsizliğini koruyor.

zaman : Yorum bırak

Selfie Makinesi İcat Edildi!

"Herkes bir şeyler üretebilir-üretmelidir" sloganı ile yola çıkan ve tüm dünyada ilgi gören Maker Hareketi, icatlar ve deneyim alanlarını kapsayan ilk sergisi halkla buluştu.

Yaklaşık 20 icat ve eserin tanıtımının yapıldığı sergi 200 den fazla ziyaretçiyi ağırladı. Geçtiğimiz hafta sonu Kadıköy Yeldeğirmeni'nde bulunan ortak çalışma alanı, ortak üretim alanı, ortak deneyim alanı olarak düzenlenen İskele 47 isimli atölyede çocuklar gençler ve yetişkinler ilginç icatlarla buluştu.



İcatlar içerisinde en çok ilgi gören projelerden birisi tweet atan selfie makinesi oldu. Bir kaska yerleştirilmiş uzun bir kolun ucundaki fotograf makinesi ile çekilen fotograflar anında tweet edilip osyal medya üzerinde paylaşılabiliyor.

Atölye İstanbul ekibi ise DreamCatcher isimli projesi ile dikkat çekti. Gece lambası gibi görünen cihaz aynı zamanda ses kaydı yapabilyor ve gece sayıkladığınız rüyayı dilerseniz akıllı telefonunza gönderebiliyor. Sergi içerisinde dikkat çeken diğer projelerden biri de 3 boyutlu baskı makineleri ve Lego Mindstrom odağında farklı ve ilginç projeler oldu.

zaman : Yorum bırak

Facebook ortam dinlemesi..


Hayatımızın vazgeçilmezleri olan akıllı telefonlarda kullandığımız Facebook uygulamasının ortam kaydı yapmasına tepkiler büyüyor.



Facebook’un mobil uygulaması artık telefonun mikrofonu üzerinden kullanıcının çevresindeki sesleri dinleyecek ve duyduğu seslere uygun paylaşım önerileri yapacak. Örneğin, kullancı MFÖ’nün "Yalnızlık Ömür Boyu" şarkısını dinliyorsa veya televizyonda Game of Thrones dizisini seyrediyorsa, kullanıcının Facebook sayfasında "şu anda MFÖ’den Yalnızlık Ömür Boyu şarkısını dinliyor," şeklinde bir uyarı belirecek. veya "şu anda Game of Thrones" dizisini izliyor gibi bir paylaşım yapılabilecek.

TÜM DÜNYADA TEPKİ TOPLADI

Ancak bu özellik dünyada büyük tepki topladı. Çünkü bu aynı zamanda Facebook’un telefonun mikrofonunu açarak 24 saat boyunca kullanıcının tüm hayatını dinlemesi ve hatta kayıt altına alması demekti.

BİLGİLER, REKLAM VERENLERE SATILIRSA

Tüm eleştiri ve itirazlara rağmen Facebook bu özelliğini artık hayat geçirdi. Facebook’un mobil uygulamasında güncellemeler başladı ve artık kullanıcılar, 24 saat onları dinleyen Facebook mobil uygulamasıyla tanıştılar. Bazı kullanıcılar, bu ses kayıtlarının Facebook sunucularında saklanacağını ve reklam verenlere satılacağını da savunuyorlar. Örneğin, kullanıcı otomobiller hakkında çok konuşuyorsa, kullanıcının karşısına sürekli otomobil reklamları çıkacak. Acıktığını söyleyen ve arkadaşları ile yemek üzerine sohbet eden kullanıcıların karşısına McDonalds reklamları çıkabilecek.

ROMAN GERÇEK Mİ OLUYOR?

Bakalım, bu yeni özellik dünya çapında bir devrim mi olacak yoksa George Orwell’in 1949 yılında kaleme aldığı, herkesin dinlenip kayıt altında tutulduğu 1984 isimli distopya romanı, 30 sene gecikmeyle gerçek mi olacak?

zaman : Yorum bırak

Yapay zeka, insan olduğuna ikna etti!

Bu bilgisayar, tarih boyunca hiçbir bilgisayarın yapamadığını yaptı ve tarihe geçti!

This image has been resized.Click to view original image


Londra'daki Royal Society'de gerçekleştirilen testler, bir bilgisayarın, bir insanı gerçek bir insan olduğuna ikna etmesiyle sonuçlandı. Tarihe bir ilk olarak geçen olay, aynı zamanda ünlü Turing Test'i geçen ilk bilgisayar yazılımının da geliştirilmiş olduğu anlamını taşıyor.

1950'de ilk bilgisayar programcılarından Alan Turing'in ortaya çıkardığı testin geçebilmesi için insan operatörün, iletişim kurduğu bilgisayarı insan sanması, bilgisayarın insanlarla eşdeğer bir düşünme kapasitesine sahip olması ve aynı görevleri tamamlarken bilgisayarla insanın yaptığının ayırt edilememesi gerekiyor. 1950'de ortaya çıkan konsept, bugün hemen hemen bütünlüğünü koruyor. Metin tabanlı bir konuşma sırasında bilgisayarın kullanıcıyı canlı olduğuna ikna etmesi gerekiyor. Karar verecek olan kullanıcıların yüzde 30'unun bir insanla konuştuğunu söylemesi, makinenin sınavı geçmesi demek oluyor.

Bugün ise Eugene Goostman adındaki program, yüzde 33 başarı yakalayarak Turing Test'i geçen ilk bilgisayar olarak ismini tarihe yazdırdı. Test, daha önce sadece bilgisayar oyunlarındaki botlar tarafından başarıyla tamamlanmıştı.

ABD'de yaşayan Rusya vatandaşı Vladimir Veselov'un ve Rusya'da yaşayan Ukraynalı Eugene Demchenko'nun geliştirdiği program, 13 yaşındaki bir okul öğrencisini taklit ediyor ve web sitesinde sizinle konuşabiliyor.

Yapay zeka, henüz bizi bir kenara itip dünyayı ele geçirecek seviyeye ulaşmamış olabilir. Ancak bir bilgisayarın, etten, kemikten yapılmış bir insanı, sohbet ortamında da olsa, ayırt edilemeyecek biçimde taklit etmiş olması, yapay zeka dünyasını sallayacak bir gelişme.

zaman : Yorum bırak

Samsung'dan Katlanabilir Tablet




Tabletler ve telefonların en önemli farkları olan boyutlandırma konusunu sonsuza kadar çözebilecek olan Samsung'un katlanabilir tabletinden ilk duyumlar geldi.

Samsung'un akıllı cihazların form faktörleriyle oynama hevesi çok da yeni sayılmaz. Geçtiğimiz dönemde tanıttığı Galaxy Round esnek ekranlı telefon beklediği etkiyi göstermeyen Koreli üretici, bu sefer çok daha etkili bir yol seçmiş: katlanabilir tablet. Duam adlı Kore yayınından gelen bilgiye göre, Samsung önümüzdeki yıl ilk katlanabilir tableti piyasaya sürmeye hazırlanıyor.

Üç panelli tablet

Kaynaklara göre Samsung'un daha önceki patentleri, üç ayrı panele sahip bir tablet tasarımı beklememiz gerektiğini gösteriyor. Bu paneller birbiri üzerinde katlanabiliyor ya da dışa doğru açılarak tam boyutlu bir tablet haline gelebiliyor. Tam açıldığında boyutlarının 8 ila 9 inçlik bir tablete eşdeğer olacağı belirtilen cihazın diğer detayları için biraz daha beklememiz gerekecek.

zaman : Yorum bırak

Yeni bir SIM teknolojisi geliyor!

Japon iletişim devi Docomo, yeni bir teknoloji üzerinde çalışıyor. SIM kartlar için geliştirdiği yeni teknoloji ile giyilebilir teknolojilere yeşil ışık yakan Docomo'nun planı, şu an henüz prototip aşamasında. Ancak ürün son halini aldığında özellikle akıllı saatleri olan Samsung, Sony ve LG, bu teknolojiyle yakından ilgilenebilir.

This image has been resized.Click to view original image


Şu an bir kredi kartı şeklinde olan yeni SIM modülü, SIM kartını cep telefonuna fiziksel olarak takma gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Bluetooth üzerinden cep telefonu, tablet, saat ve diğer mobil cihazlarla eşleşebilecek olan modül, böylece istediğiniz platform üzerinden arama yapabilmenize ve hatta yine modülün içinde bulunan NFC'nin yeteneklerini kullanabilmenize fırsat verecek. Ancak ürünün son halini alması ve bizim tarafımıza kullanılabilir hale gelmesi şimdilik biraz zaman alacak gibi görünüyor.

zaman : Yorum bırak

Android cihazlar ev eşyalarını tanıyacak

Google, iOS'un gerisinde kalmamak için çok çalışıyor. İşte Android'e eklenecek son özellik!



Google, Apple'ın akıllı ev cihazları için benimsediği Contuniuity kavramına ve iBeacon servisine rakip bir hazırlık içinde. Google'ın planlarına göre Android yakınında bulunan akıllı cihazları otamatik olarak tanıyacak ve onlarla sorunsuzca iletişime geçebilecek. Bu konsepte göre, bir Android cihaz sahibi, bilgisayarına yaklaşınca bilgisayarı ile telefonu arasında otomatik olarak bağlantı kurulacak ve dosya alışverişi yapılabilecek. Bir kullanıcı, yakın çevresindeki arkadaşlarını görerek dilerse onlarla iletişim kurabilecek veya dosya alıp gönderebilecek.

Apple'ın iBeacon sisteminde ise, mağazalar veya farklı mekanlar, mekanlarına küçük Bluetooth cihazlar yerleştirerek bu cihazların menziline giren iOS cihazlarının sahiplerine mesajlar göndererek çeşitli fırsat ve kampanyaların lokal duyurusunu yapmak mümkün olacak.

Google'ın Android geliştirme planları, iBeacon sistemine rakip olabilecek servisleri de içeriyor. Nearby isimli Android servisi ile Google, Android sahiplerinin çok daha kolay alışveriş yapabilmesini ve yakın çevrelerinde satılan ürünlerin listesine kolayca ulaşabilmesini hedefliyor.